Jinekoloji

Kadının Anatomik Yapısı

Kadın üreme organları (genital organlar) , (eksternal) dışta yer alanlar ve (internal) içte yer alanlar olmak üzere iki gruba ayrılır. İç genital organlar leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (pelvis) içinde karın boşluğunda yer almaktadır. 

 

Kadın genital organlarının önden şematik görüntüsü. 

 

Kemik Çatı (Pelvis)


500 yıl kadar önce pelvis yapısı ile ilgili bilgiler son derece sınırlıydı ve doğumda pelvis kemiklerinin ikiye ayrılarak bebeğin geçişine izin verdiği düşünülmekteydi. İlk olarak 1543 yılında Vesalius pelvis anatomisini tanımlamıştır. Erişkin pelvisi dört kemikten oluşmuştur. Yanlarda ve önde iki kalça kemiği, arkada sakral kemik ve koksigeal kemiğin birleşmesiyle meydana gelir. Pelviste üç önemli düzlem vardır ve bu düzlemlerdede önemli çaplar vardır.

Bu düzlemler

1)Pelvis girimi

2)Orta pelvis

3)Pelvis çıkımı 

  Pelvis giriminin çapları


Doğumda fetüs % 95 baş prezentasyonundadır. Fetüsün başının pelvis den geçebilmesi için fetüs başının çapları ile pelvis çaplarının birbirine uygun olması gerekir. Fetüsün kafa kemikleri henüz birbiriyle kaynaşmamış olduğundan, doğum sırasında kemiklerin birbiri üzerine geçmesi ile kafa çapı biraz küçülebilir. Böylece eğer pelvik çaplar ile fetüs kafasının çapları arasındaki uygunsuzluk fazla değilse, doğum vajinal yoldan gerçekleşebilir. Fakat daha ciddi bir uygunsuzluk sözkonusu ise fetüs kafası pelvisten geçemez ve normal yoldan doğum olamaz. Bu nedenle pelvis çaplarının ve pelvis tipinin doğumdan önce bilinmesi önemlidir, kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir.

  Dış Genital Organlar

Dış  (büyük) dudaklar (labium majus): Vajina girişini sağlı sollu örten, vulvanın dış sınırını belirleyen, cilt kıvrımlarıdır. Küçük dudaklara göre daha etli ve kalındır. Üzerleri pubik kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu ve salgı bezleri içerirler.

İç (küçük) dudaklar (labium minus): Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından başlayıp (üretra) idrar deliğini saran ve vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. Vagina girişini kapatacak şekilde önden arkaya uzanırlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler.

Klitoris : Embriyolojik olarak erkekteki penis başının kadındaki karşılığıdır. İki küçük dudağın ön tarafta birleştiği yerdedir. Bu organ kadın cinsel organlarında en duyarlı bölgedir, uyarı ile sertleşir ,kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Vajina girişi : İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

Hymen (Kızlık Zarı) Hymen Yunan mitolojisinde Evlilik Tanrısının ismidir .Vagen girişindeki bu deri kıvrımı, en sık görülen şekliyle ortasında adet kanının ve vajinal salgıların akmasına yarayan ufak bir delik bulunan yarı esnek, ince bir veya daha fazla sayıda delik içeren bir yapıdır. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar. Kızlık zarının henüz bozulmamış olması ülkemizde ve dünyanın belli bölgelerine halen sosyal ve kültürel önemini korumaktadır, sonderece hatalı bir kriter olarak kadının bekaretinin kanıtı olarak görülmekte ve birçok masum genç kız bu yüzden tüm yaşamlarını etkileyecek olaylarla karşılaşabilmektedir.

Bazı kadınlarda bu yapı çok sert veya çok esnek olabilir. Bazı kadınlarda ortada bir yerine iki veya daha fazla sayıda delik bulunabilir. Ender durumlarda zarın ortasındaki delik o kadar büyüktür ki, muayenede neredeyse zar hiç yok sanılabilir. Bazı çok ender durumlarda ise zarda hiç delik yoktur  zar vajina girişini tamamen kapatmaktadır (imperfore himen). Bu durumda adet kanaması genç kızlıkta görülen ilk kanamadan itibaren sürekli genital kanal içinde birikir ve her adet döneminde kız "adet olamamaktan, ancak aşırı ağrı duymaktan" yakınır. Kanama öyle ileri boyutlarda birikebilir ki, tüm rahim ve tüm vajina kanla dolmuş ve genç kızda halen ilk adet kanaması gerçekleşmemiş olabilir. Bu ciddi bir durumdur ve kadının genital sisteminin zarar görmemesi için ameliyatla kızlık zarına delik açılarak içerideki kanın boşalması sağlanmalıdır.

Hymen Tipleri:

 

 


Annuler (halka şeklinde) kızlık zarı en çok rastlanan şekildir.

Semilunar (yarım halka veya esnek) kızlık zarının dıştan içe kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz. Ancak doğum sırasında yırtılır.

Cribriformis (delikli veya elek tarzında) kızlık zarlarının ilişki esnasında yırtılması biraz daha fazla acılı ve zordur.

Carnosus (etli) kızlık zarı ise kalınlığı fazla olduğundan ilişkide kolay kolay yırtılmayan, bazen ufak bir cerrahi müdahale gerektiren, bazende kanaması çok fazla olabilen tipte kızlık zarıdır.

Kızlık zarı nispeten esnek olmasına karşın kolaylıkla yırtılan ve kanayan bir anatomik yapıdır. Ancak kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak az sayıda damar bulunması durumunda ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir. Ender durumlarda zarın ortasındaki delik o kadar büyüktürki, muayenede neredeyse zar hiç yok sanılabilir.

 

İmperfore Hymen

 
Bazı çok ender durumlarda ise zarda hiç delik yoktur (imperfore himen). Bu durumda adet kanaması genç kızlıkta görülen ilk kanamadan itibaren sürekli genital kanal içinde birikir ve her adet döneminde kız adet olamamaktan, ancak aşırı ağrı duymaktan yakınır. Kanama öyle ileri boyutlarda birikebilir ki, tüm rahim ve tüm vajina kanla dolmuş ve genç kızda halen ilk adet kanaması gerçekleşmemiş olabilir. Bu ciddi bir durumdur ve kadının genital sisteminin zarar görmemesi için ameliyatla kızlık zarına delik açılarak içerideki kanın boşalması sağlanmalıdır.

İdrar Deliği (uretra ağzı) Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunur ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlar. 

  Perine Dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge cilt altında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler. Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.

Salgı bezleri : Dış genital bölgenin kurumasını önleyen ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlayan birkaç adet salgı bezi vardır.Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin  bezleridir. Bu bezlerin iltihapları ağrılı abselere neden olabilir.

Makat (anüs): Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar. Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar ve enfeksiyon tehlikesi oluştururlar. Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır: Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Dışkıda bulunan bakteriler vajinaya ve uretra ağzına bulaşabilir ve bu bölgelerde sık sıkenfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir. Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

Vajina: Vajina, kadın üreme siteminin iç kısımları ile dış kısımlarını birbirine bağlayan boru şeklinde bir dokudur. Vajina girişiyle başlayan rahim ağzına doğru uzanan bu yapı yaklaşık 10 santimetre uzunluğundadır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajinanın kayganlaşmasını sağlar. Normalde ön-arka duvarları birbiri ile temas halindedir.Doğum esnasında bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.

İç genital organlar

İç genital organlar pelvis boşluğunun içindeki üreme sistemini oluşturan organlardır. Bunlar sırası ile uterus (Rahim), tuba uterina(fallop tüpleri) ve overlerdir (yumurtalık). Fallop tüpleri ve overler her iki yanda ikişer tane, uterus ise ortada ve tekdir. Embryonik hayatta her iki yandan gelen tüp şeklinde yapılar orta hatta birleşerek uterusu oluşturur. Bu birleşmede meydana gelen aksaklıklar rahimde çift gözlü uterus gibi şekilsel bozukluklara neden olurlar. Bunlara genel olarak Müllerian Füzyon anomalisi adıverilir.

UTERUS (Rahim) 

Pelvis boşluğunda yer alan armut biçimli bir organdır. Önde mesane (idrar kesesi) arkada ise rektum (barsakların rezervuar görevi yapan son kısmı) bulunur. Ortalama ağırlığı 50-80 gram arasındadır. 9. ayını doldurmuş bir gebede ise ağırlığı yaklaşık 20 kat artarak 1 kiloya kadar çıkar.

Gebe olmayan bir kadının rahminin büyüklüğü kişinin yaşı ve geçirmiş olduğu gebelik sayısına göre değişkenlik gösterir. Uterus normal anatomide öne ya da arkaya dönük olabilir. Uteus bir takım bağlar tarafından yerinde tutulur. 


Uterusun içi boştur. Bu boşluğa endometrial kavite adıverilir.

Uterusun duvarı üç tabakadan oluşur:

1-Bunlardan en içte olanı endometriumdur. Endometrium her adet döngüsünde yenilenir ve gebelik oluştuğunda embryo burada yerleşir ve büyür. Gebelik gerçekleşmediyse bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere vajinadan dışarıya atılır. Bu dönemde oluşan kanamaya adet kanaması denir.

2-Ortadaki kas tabakasına myometrium denir. Uterusun en kalın tabakasıdır ve istemsiz çalışan düz kaslardan oluşur. Bu kaslar adet kanaması esnasında rahim içinde biriken kanı, doğum esnasında ise bebek ve plasentayı rahim dışına atmak için kasılarak görev yaparlar. Bu kas yapısı, gebelikte içinde yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği taşıyacak kadar büyür ve doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahim ağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğmasını sağlar.Doğumdan yaklaşık 6 hafta sonra ise eski konumuna döner. Vücudumuzda başka hiçbir organımız bu kadar büyüyüp, sonra da kendiliğinden küçülme yeteneğine sahip değildir. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır ve boyutları giderek ufalır.

3-Uterusu dışarıdan çevreleyen zar tabakasına ise seroza ismi verilir. Bu tabaka rahmi diğer organlardan ayırır ve yerinde tutunabilmesi için destek bağları oluşturur. Seroza aslında tüm batın organlarının dış yüzünü saran "periton"un bir uzantısıdır.

Serviks (Rahimağzı)

Serviks, rahimin dış dünya ile temasını, spermlerin rahim içine girişini ve doğumda bebeğin rahimden çıkışını sağlayan uterusun vagene açılan kısmıdır. Normal şartlarda sert bir koni biçiminde ve birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, incelir ve yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir. Servikal  kanalda yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran akışkan, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran kıvamlı salgılar üretir. Dış dünyaya açık olduğundan enfeksiyonlara ve yaralara karşı oldukça savunmasızdır. Jinekolojik muayene esnasında gözle görülebilen bir yapıdır. Smear testini yapmak için buradan smear fırçası ile alınan hücreler incelenir.

Tuba Uterina (Fallop tüpleri) Yumurtalıklar ile rahim arasında kısmen serbestçe uzanan yaklaşık 10 cm uzunluğunda sperm ve yumurta hücresinin geçişini sağlayan bir çift kanaldır. İlişki esnasında erkek tarafından vajene bırakılan spermler yüzerek rahim ağzını ve rahimi geçerek bu tüplere gelirler, bu esnada yumurtalıktan atılan yumurta tüplerin ucunda bulunan saçaklar tarafından yakalanır ve tüplerin içine alınır, sonuçta yumurta ile spermin karşılaşması ve döllenme burada gerçekleşir. Döllenme sonrasında meydana gelen embriyo geriye tekrar tüplerden rahime doğru bir yolculuğa çıkar. Bu geri dönüşte çıkacak bazı aksaklıklar sonucu embriyo rahime ulaşamaz ve tüpte yerleşir ve dış gebelik olur.

Overler (Yumurtalıklar) Uterusun her iki yanında yer alan sert yapıda ve sedef renginde bir çift organdır. Üreme çağındaki kadında 3x4x5cm boyutlarındadır. Erkekteki testislerin karşılığıdır. Bağlar ile karın duvarına ve uterusa bağlanmışlardır. İçersinde gelişmeyi bekleyen yumurta taslakları mevcuttur. Görevleri kadınlık hormonlarını üretmek ve yumurta hücresi geliştirip salmaktır.

Bir kız bebek doğduğunda yumurtalıklarında yaklaşık olarak 2milyon yumurta hücresi bulunmaktadır. Bu yumurta hücreleri her geçen gün azalır ve ergenliğe ulaştığında bu sayı 400 bin'e iner. Daha sonra her adet periyodunda bu yumurta hücrelerinden bir tanesi gelişecek şekilde atılmaya hazır hale getirilir.

Bir kadın hayatı boyunca ortalama 400-500 kez yumurtlar. Diğer yumurtalar kullanılmadan atrofiye olur, yani küçülüp yok olurlar.Yumurtalığın yumurta üretmenin yanı sıra bir diğer görevi de kadının ihtiyacı olan kadınlık hormonlarını üretmektedir. Menopozla birlikte bu görevi sona erer. Menopoz, yumurtalıkların fonksiyonlarının geriye dönüşü olmayacak şekilde tükenmesi olayıdır.

Uretra: İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder.Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık ve genital sistemin vajinave anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına neden olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği "tahriş", ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına neden olabilir.

Kadında Yaşam Dönemleri

Kadın hayatı, yaşam boyunca fizyolojik olarak bazı farklı dönemler gösterir. Bunları kabaca 5 döneme ayırmak mümkündür.

  • Çocukluk dönemi,
  • Püberte ve adolesan dönem,
  • Erişkin dönemi (reprodüktif dönem),
  • Klimakterium dönemi,
  • Yaşlılık dönemi.

Bu dönemlerde farklılığı oluşturan en önemli faktörlerden biri (endokrin) hormonal değişimlerdir. Fetal hayatta başlayan endokrin aktivite , maternal (anneye ait) hormonlar ile etkileşir. Yenidoğan döneminde endokrin aktivite , doğumdan sonra da bir süre daha maternal hormonların etkisinde kaldıktan sonra püberte dönemine kadar inaktif olarak kalır. Püberte dönemi ile aktiviteye başlayan endokrin sistem, menopoza kadar bu aktivitesini sürdürür. Bu endokrin aktif dönem kadın yaşamının en uzun dönemini oluşturarak reprodüktif dönem adını alır. Menopozla birlikte artık endokrin aktivite sona erer. Görüldüğü gibi kadın yaşamında püberte ile başlayan endokrin faaliyet, menopoz ile sona ermektedir. Ancak endokrin faaliyetin olmaması demek, tamamem hormondan yoksun bir dönemi ifade etmez.

Gerek püberte öncesi ve gerekse menopoz sonrasında belirli bir endokrin aktivite söz konusudur. Ancak bu aktivite üreme için yetrsizdir.Buna karşılık endokrin aktif dönemdeki endokrin aktivitenin esas amacı üremeyi sağlamaktır.

Doğuştan var olan ya da daha sonraları çeşitli nedenlerle gelişen genital gölgedeki şekil bozukluğu, kadının cinsel hayatını hatta günlük yaşantısını kabusa dönüştürebiliyor , zamanla cinsel ilişkiden soğuma, hatta akıntı veya anksiyete gibi ciddi sorunlar da ortaya çıkmaya başlıyor. Oysa sağlıklı ve mutlu bir birlikteliğin yolu, öncelikle insanın kendine duyduğu özgüvenden geçiyor. Partneri tarafından beğenildiğini hissetmek de cinsel yaşamda önemi bir rol oynuyor. Sevişmekten kaçınan veya cinsel ilişkiden yeterince haz alamadığından yakınan kadınların sorunlarının altında yatan enönemli nedenlerden biri, cinsel organlarıyla ilgili estetik kaygıların olması.


İç ve Dış Dudakların Büyüklüğü

En sık rastlanan genital estetik sorunlardan biri, dış ve iç dudakların büyüklüğü ve sarkmalardır. İç dudaklar (labia minör), klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına kadar uzanan kıvrımlı yapıları oluşturur. Bazı kadınlarda iç dudakların dış dudaklardan biraz taşması doğal olarak kabul edilir. Ancak dış dudaklardan sarkacak şekilde uzun olması tıbben önemli bir sorun yaratmasa da estetik görüntüyü bozarak kadını çözüm arayışına iter. Bazen dış dudaklar (labium majuslar) yapısal olarak normalden uzun ve büyük olabilir. Bu durumda cinsel ilişki esnasında penisin itmesi ile labiumlar gerilebilir ve bu da ağrıya yol açabilir. Labium büyüklüğü nedeniyle dar kıyafetler ve pantolonlar giyemeyen , mayo giymek istemediği için yıllardır tatile çıkamayan hatta kocasından utanıp yataktayken ışıkları karartıp partnerlerine de çıplak görünmek istemeyen kadınlar vardır. Benzer şekilde dış dudakların asimetrik olması durumu da hem psikolojik hem de fonksiyonel olarak cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir. Bu durumlarda tedavi ve kozmetik amaçlı cerrahi ile labiumlar normal boyutlarına indirilebilir (labioplasti ameliyatı). Lokal veya genel anestezi altında 30 - 40 dakika süren işlemde eriyen dikişler kullanıldığı için dikiş alma sorunu da yaşanmıyor. Bu ameliyat kızlık zarına zarar vermez, cinsel ilişkiye, orgazma, gebe kalmaya ve doğum yapmaya herhangi bir zararı veya engeli yoktur. Ameliyattan sonra idrar yapma ile ilgili bir sorun yaşanmaz, ameliyat bölgesinde aşırı derecede ağrı ve yanma olmaz. Yara iyileşmesi bir haftada tamamlanır. Ameliyattan 3-4 hafta sonra cinsel ilişkiye girilebilir. Dıştan bakıldığında ameliyat izi fark edilmez. 2 gün sonra duş alınabilir.

Vagen Genişliği Vajinal Genişlik

Diğer bir genital estetik sorun vagen genişliğidir. Bu durum kadınların cinsel ilişki sırasında yeterince haz almalarını engeller. Üstelik sorun sadece bununla da kalmaz; kadınlar, genişleyen vajinaları yüzünden idrar kaçırma gibi sağlık problemleriyle de karşı karşıya kalabilir.

Vaginal genişleme nedenleri; Genetik olarak bazı kadınlarda normalde vagina büyük olabilir. Fazla sayıda ilişki, kürtaj doğum , doğumda bebeğin iri olması, Özellikle doğumdan sonra düzgün onarılmayan yırtıklar veya doğum sonrası dikişlerde açılma olması, yaşın ilerlemesi ile beraber vaginada elastikiyet kaybı olması vaginada genişlemelere ve gevşemelere neden olur. Vajinal genişlikile beraber genellikle idrar torbasında ve barsaklarda da vaginaya doğru sarkma meydana gelir. İdrar torbasında sarkma idrar kaçırma, sıkışma vb. gibi problemler ortaya çıkarabilir.

Vaginal genişleme aynı zamanda ilişki esnasında vaginada normal sulanmayı engeller ve problemi iyice arttırır. Sonuç olarak vajina gevşer, iç, dış genişliği artar ve cinsel haz azalır. Duvarlardaki gevşeme aynı zamanda cinsel partner olan erkeğin duyacağı cinsel hazzı da azaltacaktır. Cerrahi olarak vajinal kanal daraltılmakta ve gevşemiş olan kas yapıları düzeltilmektedir.(Vaginoplasti ) Bu tür operasyonlarda amaç sarkmış olan mesane ve rektumun normal pozisyonlarına göre tamir edilmesi, vajinadaki fazla dokuların çıkarılması ve neticede idrar tutamama gibi şikayetler ile birlikte vajinadaki genişlemeye bağlı olarak görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun tamir edilmesidir. Operasyonlar genellikle genel anestezi bazen de epidural anestezi altında yapılır ve hasta 1-2 gün sonra normal yaşantısına dönebilir. Cinsel yaşantı ise 2 hafta sonra başlayabilir. Sıklıkla operasyon sonrası 1 gün kadar hastanede kalmak gerekir. Bazen sabah yapılan ameliyat sonrası aynı akşam hasta evine gönderilebilir . Hastalığın ilerlemiş durumlarında rahim de aşağıya doğru sarkabilir ve vajinadan dışarıya çıkabilir.Bu gibi durumlarda vajinal yoldan rahimin alınması gerekebilir.

Doğum Yırtılmaları ve İzler

Bunların yanı sıra doğum sırasında rastgele yırtılmayı engellemek için cerrahi olarak yapılan kesi (epizyotomi) işleminden sonra kabarık ya da kötü görünümlü izler oluşabiliyor. Burada gelişen bu nedbe dokusu hem kadının hem de erkeğin cinsel tatminini engeleyebiliyor. Bu izlerin düzeltilmesi için lokal ya da genel anestezi altında var olan nedbe dokusu çıkartılır ve yara yerinde reaksiyona neden olmayan dikiş materyalleri ile yeniden estetik olarak dikilir. Aynı esnada doğumlara bağlı olarak gelişen vajen yırtıkları da tamir edilir. Ameliyat sonrası yine bu tip izlerin kalmasını önlemek için şunlara dikkat edilmesi gerekir: Vajinanın tam anlamıyla iyileşmesi iki-üç haftayı buluyor. Bu süreç içerisinde enfeksiyon gelişmemesi için kadının hijyen kurallarına özen göstermesi, yani tuvalet sonrası temizliğini vajinadan anüse doğru yapması ve cinsel ilişkiden kaçınması yeterlioluyor.

Kızlık Zarı Dikimi - Hymenoplasti Hymenoplasti

Ülkemiz başta olmak üzere bazı etnik toplumlarda kızlık önemini korumakta ve bekaret cinayet ile sonuçlanabilen bazı hoş olmayan durumlara neden olabilmektedir. Adını Yunan mitolojisinde Hymen veya Hymenaeus olarak bilinen evlilik tanrısından alan kızlık zarının (hymen) tamiri (Hymenoplasti) pek çok kadın-doğum hekiminin karşılaştığı bir taleptir. Ülkemizde bu işlemin hukuksal boyutu tartışmalıdır. Ancak pekçok hekim bu işlemi etik bulmamaktadır. Son zamanlarda Avrupa sosyetesinde baş gösteren kızlık zarı diktirerek nikah tazeleme modası ilgi çekici enteresan bir gelişmedir.

İletişim Bilgilerimiz
  • Şair Eşref Bulvarı No: 35/2 Lozan Meydanı Meydan Apt. Daire: 3 - 4 Alsancak / İZMİR
  • 0 (232) 343 0 100