Doğum

Doğum eylemi yani "doğum sancıları", dış ortamda yaşamaya hazır hale gelmiş bebeğin anne bedeninden ayrılmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcını düzenli rahim kasılmalarının ortaya çıkması, bitişini de bebeğin doğması, plasenta ve diğer gebeliğe ait yapıların atılması, yani rahimin boşaltılması belirler.

 

NORMAL DOĞUM

Normal doğum genel anlamda vajinal yolla gerçekleşen doğum demektir. Vajinal doğumların %96'sı baş gelişi, geri kalan kısmı da makat gelişi şeklinde gerçekleşir.

Doğum eyleminin başarıyla sonuçlanabilmesi için anne adayının bedeninde eylem öncesi dönemlerde birçok hazırlık yapılır. Bu hazırlıklar gebelik başladığı andan itibaren başlar: Gebelik bedende algılandığı andan itibaren işlevsel olarak her zaman kasılmaya hazır olan rahimin kasılmaları baskı altında tutulmaya başlanır. Bebeğin olgunlaşma süreci tamamlanana kadar da bu baskılama devam eder. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde rahim üzerindeki baskı azalmaya başlayınca kısa süren, genelde ağrıya yol açmayan ve nadir gelen kasılmalar ortaya çıkar.

Serviks (rahimağzı) olgunlaşması

Rahimağzı normal şartlarda oldukça dayanıklı bir bağ dokusundan oluşan, giriş kısmı kapalı, sert, koni biçiminde bir yapıdır. Daha önce doğum yapmış olanlarda 1-2 cm açık olabilir. Bu yapı, doğum eyleminde çok önemli bir rol üstlenir: rahim kasılmaları bebeği doğum kanalından aşağı itmeye çabalarken rahimağzı yaklaşık olarak 10 cm genişliğinde açılarak bebeğin rahimin içinden çıkmasına izin verir. Rahimağzının açılması rahimin doğum eylemi esnasındaki kasılmalarıyla paralel gider. Rahim ağzının uygun bir şekilde açılabilmesi için buna hazır olması gerekir. Doğum eylemine hazırlık döneminde rahim ağzında bir dizi değişim başlar: Giderek kıvamı yumuşamaya başlar. Yönü başta annenin bel kemiğine doğru iken öne doğru yön değiştirir. Aynı zamanda rahimağzında "silinme" denen bir süreç gerçekleşir. Bu süreçte rahimağzı uzunluğu azalır ve yapı incelir. Olgunlaşmış bir rahimağzı artık doğum eyleminin yarattığı kasılmalara duyarlıdır ve kasılmalarla açıklığı giderek artmaya başlar.

Daha önce doğum yapmamışlarda genellikle rahimağzının olgunlaşma hazırlıkları tamamlandıktan sonra kasılmalar başlar. Daha önce doğum yapmış olanlarda ise rahimağzı olgunlaşmasının bir kısmı doğum eylemiyle paralel gider (Örneğin daha önce doğum yapmış olanlarda silinme doğum eylemi esnasında tamamlanabilir).

Gebeliğinizin başından sonuna kadar düzenli olarak rutin antenatal (doğum öncesi) kontrollerinize gittiniz. Herşey yolunda gitti. Bebeğinizin tüm organ sistemleri kendi kendine yetebilecek olgunluğa ulaştı. Doktorunuza en son gittiğinizde doktorunuz artık "gününüzün dolduğunu" ve bebeğin doğuma hazır olduğunu söyledi. Bundan sonra sizi neler bekliyor?

İlk olarak hatırda tutmanız gereken, doğum belirtileri başlamadığı sürece doktorunuzun sizi çağırdığı tarihlerde antenatal kontrollere devam etmenizdir. Gebelerin yanlızca %5'i tam 40. gebelik haftasında doğum yapar. Doğum eyleminin 40. gebelik haftasından iki hafta önce ya da iki hafta sonra başlaması normal kabul edilir. Eylem başlamadığı sürece genel olarak haftalık kontroller devam eder ve bu kontrollerde bebeğin NST ve/veya ultrason ile iyilik hali değerlendirilir.

 

Yukarıda bahsedilen hazırlayıcı kasılmalar bazen o kadar şiddetli olabilir ki doğum eylemiyle karışabilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak anne adayları gerçek doğum sancısının nasıl bir şey olduğunu bilmediklerinden bu hazırlık kasılmaları esnasında paniğe kapılabilirler. Gerçek doğum sancılarının başladığını ve artık çantanızı alıp hastaneye gitmeniz gerektiğini nasıl anlayacaksınız?

 

Gerçek doğum sancılarının en önemli özelliği düzenli aralıklarla oluşmalarıdır. Önceleri daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum sancıları belli bir aşamadan sonra tipik olarak 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her bir kasılma yaklaşık 50 saniye sürer. Gerçek sancılar istirahat etmekle geçmez. Şiddeti de zaman içinde giderek artar. Kasılmaları karnınıza ellediğinizde rahatlıkla hissedebilirsiniz. Eğer kasılmalarınız belli bir düzene girmişse ve istirahatle geçmiyorsa hastaneye gitme zamanıdır.

 

Doğum eylemine geçiş her zaman önce sancıların başlaması şeklinde olmaz. Bazı anne adaylarında sancılar başlamadan önce su kesesi açılabilir. Böyle bir durum ortaya çıkarsa bebeğin değerlendirilmesi için hastaneye gitmelisiniz.

 

"Nişan" denilen hafif kanlı-sümüksü akıntı, rahimağzındaki bebeği koruyucu tıkacın atılmasından ibarettir. Ek bir belirti ya da şikayet yoksa beklemeye devam edebilirsiniz. Genellikle nişandan sonraki ilk iki günde doğum başlar.

 Gebeliğinizin seyri esnasında size hemen doktora başvurmanızı gerektiren acil durumlar doğum sancılarını beklemekte olan anne adayları için de geçerlidir.

 Şiddetli ve istirahatle geçmeyen düzenli kasılmalarınız olursa doğum eylemi başlamıştır, hastaneye gidiniz.

 Kasılmalarınız aşırı uzun sürüyorsa, kanamanız oluyorsa, suyunuz gelmişse, bebek hareketlerinde azalma hissettiyseniz ileri inceleme gerektiren bir durum var demektir. Hemen doktorunuzla irtibata geçip hastaneye gidiniz.

 

 

Doğum için başvurduğunuzda hastanede yapılan ilk incelemeler:

 

Hastanede doktorunuzla buluştunuz. Doktorunuz sizin gebe kartınızda bugüne kadarki antenatal kontrollerde elde edilen bulguları tekrar gözden geçirecek ve sizden şikayetiniz hakkında ayrıntılı bilgi alacaktır. Daha sonra pelvik muayene yapılması için doğumhaneye alınacaksınız.

 

Pelvik muayene (çatı muayenesi)

 

"Tuşe" adı verilen bu elle muayene çok önemlidir: Bu muayene rahimağzının açıklığı, silinmesi ve yumuşaması, bebeğin başının doğum kanalının neresinde olduğu ve amniyos kesesinin bazı özellikleri hakkında bilgi verir. Ayrıca doğum kanalının giriş kısmı, kanalın özellikleri ve doğum kanalının çıkış kısmı konusunda da önemli bilgiler bu muayenede edinilir. Kanalın kemik ve yumuşak doku yapısında bebeğin geçişine engel olabilecek durumlar (çatı darlığı gibi) bu muayene esnasında ortaya çıkar.

 

Bebeğin durumunun değerlendirilmesi

 

Pelvik muayene bittikten hemen sonra bebeğin kalp atımları ile rahim kasılmaları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yaklaşık olarak 20 dakika süreyle kardiyotokografik inceleme yapılacaktır. (Bazı doktorlar yalnızca fetoskop denen cihazla bebeğin kalp atışlarını dinlerler.)

 

Doğum gerçekten başlamamışsa evinize gidebilirsiniz

 

Bu incelemeler sonucunda doktorunuz gerçek doğumun başlamadığı yönünde karar verirse ve kardiyotokografi (ya da fetoskop ile duyulan bebek kalp atışları) normalse sizi istirahat amacıyla evinize geri gönderebilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak olan anne adayları genellikle doğum eylemi henüz tam başlamadan başvururlar. Bu durumda sizin gereksiz yere sattlerce hastanede kalmanızı engellemek amacıyla bu yerinde bir karardır. Doktorunuz size gerçek doğum sancılarının özelliklerini ayrıntılarıyla anlatacak ve bu ağrıların başlaması durumunda ya da diğer başvurmanız gereken özel durumlarda sizden tekrar başvurmanızı isteyecektir.

 

Bulgular gerçek doğum eyleminin başladığı yönündeyse artık bebeğinizle kucaklaşmanıza saatler kalmış demektir. Doğumhane kıyafetinizi giyebilirsiniz. Doğum eylemi başlamıştır.

 

Doğum eylemi üç ayrı evreye ayrılır:

 

Birinci evre: Gerçek doğum sancılarının başlamasından rahimağzındaki genişlemenin yaklaşık 10 cm (tam açıklık) olmasına kadar geçen evredir. Rahimağzının tam açık olması demek bebeğin artık doğum kanalından çıkmasında karşısında tek engel olan rahimağzı engelinin ortadan kalkmış olması demektir.

 

İkinci Evre: Tam açıklık oluşmasından bebeğin doğmasına kadar geçen evredir.

 

Üçüncü Evre:Bebeğin doğumundan plasenta ve amniyos zarlarının dışarı atılmasına kadar geçen evredir. Bu evre sonunda gebelik fiziksel olarak bitmiş ve gebeliğin biyokimyasal, hormonal, fizyolojik tüm etkileri ortadan kalkmaya başlamıştır.

 

 

Doğumun birinci evresi:

 

İlk pelvik muayeneniz yapıldı, doğum eyleminin başladığına karar verildi ve doğumhanede yerinizi aldınız. Bundan sonra neler olacak?

 

İlk önce antenatal tetkiklerinizden eksik kalan incelemeler varsa bunlar yapılacak, ya da gerek görülürse tam kan ve tam idrar tahlili için idrar ve kan örnekleri alınacaktır.

 

Doktorunuz size bu aşamada lavman yapılmasını önerecektir. Lavman, kalın barsakta biriken dışkının tümüyle dışarı atılmasını sağlar. Bunun önemi büyüktür, zira doğumun ikinci evresinde ıkınmalar esnasında dışkı dışarı çıkıp bebeğin başına bulaşabilir. Ayrıca lavmanın doğumun birinci evresini de hızlandırıcı özelliği vardır. Lavman sonrasında doktorunuz bebeğin kalp atışlarını tekrar dinleyecek gerekirse kardiyotokografi incelemesi tekrar edilecektir.

 

Birinci evrede sizin yapabilecekleriniz ve yapmamanız gerekenler nelerdir?

 

Tercih ederseniz ve suyunuz henüz gelmemişse dolaşmanızda bir sakınca yoktur ve bu kasılmaların daha düzenli olmasına yardımcı olabilir. Bu şekilde kendinizi daha rahat hissederseniz doktorunuza danışarak kalkın ve dolaşın.

 

Birinci evrede ağızdan katı ve sıvı gıda almamanız önemlidir. Zira özellikle doğumun ikinci evresinde bulantı sıktır ve mideniz dolu olursa kusmanız daha büyük olasılıktır. En önemlisi de eğer doğumun herhangi bir evresinde sezeryan gerekirse bu durumda genel anestezide ortaya çıkması muhtemel riskleri azaltmak için midenin tümüyle boş olması gereklidir. Eğer çok susarsanız doktorunuza danışarak az miktarda su içebilirsiniz. Ancak kesinlikle katı gıda almayınız. Eğer çok bitkin düşerseniz damar yoluyla sıvı ve glikoz verilebilir.

 

Kasılmalarınız esnasında derin nefes alıp vermeniz bebeğe giden oksijen miktarını artıracak ve ağrıları daha hafif hissetmenize yardımcı olacaktır.

 

Bu evrede yapılacak işlemler:

 

Doktorunuz belli aralıklarla yanınıza gelecek ve şikayetlerinizi değerlendirecektir. Genellikle yarım saatte bir bebeğin kalp atışları dinlenecek ve gerektiği durumlarda kardiyotokografi cihazı tekrar karnınıza bağlanarak daha ayrıntılı inceleme yapılacaktır. İki saatlik aralıklarla rahimağzındaki açılma ve bebeğin kanaldaki durumu değerlendirilecektir. Bu incelemelerin amacı doğumun normalden yavaş seyredip seyretmediğini ortaya çıkarmaktır.

 

Rahimağzındaki açılma belli bir aşamaya geldiğinde eğer hala su keseniz kendiliğinden açılmamışsa doktorunuz doğumun seyrinin yavaşlamasını engellemek için bu keseyi kendisi açmayı tercih edebilir. Siz pelvik muayene pozisyonundayken bebeğin kalp sesleri dinlendikten sonra doktorunuz keseye ufak bir delik açmak için tasarlanmış aleti vajinadan rahimağzına doğru ittirir ve dikkatli bir şekilde keseyi açar. Bu, tümüyle ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gelen sıvının rengini not eder. Bebek kalp sesleri tekrar dinlendikten sonra işlem biter.

 

Epidural ile doğum tercihi yapmışsanız, epidural kateterinin yerleştirilmesi işlemi bu aşamada gerçekleştirilir. Epidural tercih etmemişseniz ya da bu uygulama çeşitli nedenlerle sakıncalı bulunmuşsa eyleminizin aşırı ağrılı geçmesi durumunda damar ya da kalçadan enjeksiyon yoluyla bazı ağrı kesici ilaçlar belli kurallara uyularak uygulanabilir.

 

 

Bu evrenin sonuna doğru ıkınma başlayabilir. Doktorunuz söylemediği sürece ıkınmayınız.

 

Doktorunuz size yaptığı muayenede "rahimağzı tam açık" müjdesi verdiğinde birinci evre bitmiş demektir.

ahimağzı tam açık olduğu andan itibaren artık doğumunuz çok yaklaştı demektir. Artık rahimağzı engeli ortadan kalkmış ve bebek yanlızca 10 santimetre olan "uzun yolu katetmeye çoktan başlamıştır bile.

Doğumun ikinci evresi:

 

Doğumun ikinci evresinde bebeğin önündeki engel kalkmıştır. Önünde bulunan yaklaşık 10 cm uzunluğundaki kanaldan dışarı çıkmak için çaba göstermeye başlar. Doğum kanalı denen yapı, uzunluğu 10 cm. olan ve iç duvarlarının büyük kısmı vajina tarafından oluşturulmuş bir tüneldir. Vajinanın etrafı ise kaslar ve bağdokusu ile sarılıdır. Vajina ve diğer dokular bebek başının ilerlemesini genellikle engellemezler. Ancak kanalın etrafını çeviren bir de kemik yapılar vardır. Bunlar pelvis denen yapıyı oluşturan kemiklerdir. Bu kemiklerin birbirlerine bağlandığı ligamentler oldukça esnek olmasına karşın, kemik yapının genişleme özelliği yoktur. Bu yüzden bebeğin baş ve vücudunun bu kemiklerin engellerini aşacak şekilde yeniden yapılandırılması gerekir. Bebeğin rahim içindeki duruş şekli, bebeğin baş kemiklerinin özellikleri ve doğum kanalında bulunan çeşitli çukur ve tümsekler bu yapılandırmaya yardımcı olur. Doğum kanalının girişi oval bir yapıya sahiptir ve bebek buradan başını çenesine değdirerek ve bir miktar çevirerek geçebilir. Bu geçiş kanaldan geçişin en önemli etaplarından biridir zira baş geçmeyi başardığında diğer kısımların bu giriş kısmından kanala girmesi kolaydır.

 

Bebek, daha önce doğum yapmamış olanlarda genelde doğum eylemi başlamadan önce kanalın giriş kısmından başını içeriye sokar ve doğum kanalı içinde az miktarda ilerler. Daha önce doğum yapmış olanlarda ise doğum kanalına giriş doğum eylemi başlayana kadar gerçekleşmeyebilir.

 

 

 

Doğum kanalının tam ortasında sağlı sollu ve aralarında yaklaşık 10 cm. mesafe olan iki kemik tümseğe (dikensi çıkıntılar) geldiğinde ikinci zorlu etap başlar. Bebeğin başı bu etaba ulaştığında ve bu 10 cm. genişliğindeki mesafeye geldiğinde "bebek başı angaje (doğum kanalına girmiş)" denir. Daha önce doğum yapmış olanlarda angajman genelde doğum eylemi başladıktan sonra gerçekleşir.

 

Baş angaje iken rahimağzı da açılmaya devam eder. Genellikle rahimağzı tümüyle açıldıktan sonra veya açılmasına doğru bebek, genişliği 10 cm olan bu dikensi çıkıntıların arasından da yine başını özel bir açıyla döndürerek geçmeyi başarır. Bu engel de aşıldıktan sonra artık doğuma çok az kalmıştır. Dikensi çıkıntılardan kurtulmayı başaran bebek artık yüzü annenin arka kısmına bakacak şekilde bir dönüş hareketi yapar ve doğum kanalının geri kalan beş cm'lik kısmını kateder. Bu esnada bebek başı her ağrı ve ıkınmayla beraber perine aralanarak görülmeye başlanır.

İşte ıkınmalar başladı!

Ikınma bebek başının rektuma (kalın barsağın son kısmı) baskı yapması nedeniyle belli bir süre sonra otomatik bir hal alır.

Bu aşamada artık muayeneler de sıklaşır. Doktorunuz sizden her ağrıyla birlikte önce derin bir nefes almanızı ve bu nefesi bırakmadan ağrının devam ettiği sürece ıkınmanızı isteyecektir. Burada amaç bebeğin kanaldan geçmesine yardımcı olmaktır. Ağrılar arasında ise dinlenmeniz ve bir sonraki ağrı geldiğinde en iyi şekilde ıkınmanız çok önemlidir. Bu aşamanın süresi tümüyle sizin etkili bir şekilde ıkınmanıza bağlıdır. Önerilere uygun bir şekilde ıkınırsanız bebeğiniz kısa bir zamanda dışarı çıkar.

Bebeğinizin saçları görünüyor!

Bebek başı bu evrenin sonuna doğru kasılma ve ıkınmalarla birlikte perineden gözükmeye başlar. Kasılma bittiğinde ise içeri tekrar girer. Belli bir aşamadan sonra ise artık her kasılma ve ıkınmada bebeğin başının daha büyük bir kısmı gözükmeye başlar ve kasılma bitiminde baş içeri tekrar girmez, o şekilde kalır. Buna crowning (taçlanma) adı verilir. Artık doğum çok yaklaşmıştır.

Epizyotomi-belki de gerekmeyecek?

Steril doğum takımları açılır ve doktorunuz artık başınızdan ayrılmaz. Size ağrılarla ıkınmanız ve ağrılar arasında ıkınmayı durdurmanız yönünde talimatlar verir. Özellikle bu dönemde kendinize hakim olmanız çok önemlidir. Ikınmalarla artık bebek iyice perineyi zorlamaya başladığında epizyotomi için hazırlıklar başlar. Bir enjektör yardımıyla kesilecek olan bölge iyice uyuşturulur. Bebeğin çıkması iyice yaklaştığında perinenin alt birleşim bölgesinden başlanarak yaklaşık 45 derece açıyla makasla bir epizyotomi kesisi yapılır (Bazı durumlarda epizyotomi yapılmadan da doğum gerçekleşebilir). Bebeğin perineye yaptığı basıncın yırtılmaya neden olmaması için alınan bir önlemdir. ,

Sakın ıkınmayı kesmeyin!

Epizyotomi açıldıktan sonra en fazla iki ya da üç ıkınmada bebek başı doğar.

Tamam, ıkınmayı kesebilirsiniz!

Bebeğin başı doğar doğmaz sizin ıkınmayı kesmeniz gerekir.

Bebeğin başı çıkar çıkmaz ağzındaki salgılar plastik bir sonda yardımıyla aspire edilir. Bebek başı doğduktan sonra baş genellikle sol bazen de sağ yana döner. Bu hareketin amacı omuzların doğum kanalından girmesini sağlamaktır. Kendiliğinden gerçekleşmezse doktorunuz bu aşamada bebeğin başını bir yana döndürmesine yardımcı olacaktır. Bebek başı doğduktan sonra baş genellikle sol bazen de sağ yana döner. Bu hareketin amacı omuzların doğum kanalından girmesini sağlamaktır. Kendiliğinden gerçekleşmezse doktorunuz bu aşamada bebeğin başını bir yana döndürmesine yardımcı olacaktır.

İşte bebeğiniz!

Baş çıktıktan kısa bir süre sonra bebeğin vücudunun geri kalan kısımları da kolaylıkla doğar. Bir süre sonra doğumhanede bir ağlama sesi duyulur..Tebrikler.....Anne oldunuz.

 

SEZERYAN

Bazı durumlarda bebeğin vajinal yol ile doğması mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda karın duvarı ve rahme yapılan cerrahi kesiden bebeğin doğumu gerçekleştirilir. Bu işleme sezeryan adı verilir.Sezeryan ne zaman yapılır ? Sezeryan ile doğum yapılmasını gerektirecek pek çok neden olabilir. Bunların bir kısmı anneye ait nedenler, bir kısmı ise bebeğe ait nedenlerdir. Bazı durumlarda doğumun sezeryan ile gerçekleşmesi doğum başlamazdan önce kararlaştırılırken, bazı durumlarda ise doğum eylemi sırasında çıkan problemlerden dolayı sezeryan ile doğum kararı alınabilir.

Bazen gebenin kendisi sezeryan ile doğum yapmak isteyebilir, bu kompleks kararın mutlaka doktor ile tartışılıp karar varılması gerekirÇoğul Gebelik  Karnında iki veya daha fazla bebek taşıyan kadınların bir kısmının sezeryan ile doğurtulması gerekir. Eğer çoğul gebelikte doğum çok erken haftalarda gerçekleşiyorsa veya bebeklerin rahim içindeki pozisyonları uygun değilse doktor sezeryan ile doğumu tercih edecektir. Çoğul gebeliklerde bebek sayısı arttıkça ( ikiz, üçüz, dördüz gibi) sezeryan ile doğum ihtimalide artacaktır.

 

İlerlemeyen Doğum Eylemi  Sezeryan ile doğumların yaklaşık üçte biri doğum eyleminin normal şekilde ilerlememesi nedeni ile yapılır. Bu gibi doğumlarda gerçekleşen rahim kasılmaları rahim ağzını istenildiği şekilde açıp bebeği ilerletemez. Bu gibi durumlarda doktorunuz bazı ilaçlar yardımı ile doğumu hızlandırmayı deneyebilir. İstenilen ilerlemenin sağlanamadığı durumlarda ise doktorunuz sezeryan ile doğumu tercih edecektir.

 

Bebek ile ilgili sıkıntılar  Bazı doğumlarda bebek sıkıntıya girebilir ve sezeryan ile doğum gerekebilir. Bunun en sık nedenlerinden biri göbek kordonunun sıkışması ve plasentadan bebeğe yeterli kan gidememesidir. Bazı doğumlarda ise fetal monitörde bebeğe ait anormal kalp atımları tespit edilip sezeryan kararı alınabilir.

 

Olası diğer sezeryan nedenleri  - Bebeğin iri olması  - Bebeğin ters gelmesi  - Annedeki bazı enfeksiyonlar

 

Plasenta ile ilgili problemler  Plasenta previa : plasentanın bebekten daha aşağı konumda, rahim ağzını kapatacak şekilde yerleşmiş olmasıdır. Bu durum bebeğin rahimden çıkmasına engeldir. Plasenta dekolmanı da karşılaşılabilecek diğer bir plasentaya ait problemdir. Bebek doğmazdan önce plasentanın rahim duvarından ayrılması ve bebeğin oksijensiz kalması demektir. Yukarıda anlatılan iki durumda da şiddetli kanama olabilir ve doğumun sezeryanla yapılması gerekebilir.

 

Daha önce sezeryanla doğum öyküsü  Daha önce sezeryanla doğum yapmış olmanız bu seferki doğumunuz gerçekleşme şeklini etkileyecektir. Daha önceki doğumu sezeryanla gerçekleşmiş kadınların vajinal yolla doğum yapma şansları vardır. Vajinal yolla doğum yapıp yapamayacağınıza doktorunuzun karar verecektir. Daha önceki sezeryanda rahme yapılan kesik klasik olarak tanımlanan şekilde ise vajinal doğumda rahminizin yırtılma ihtimali vardır ve doktorunuz sezeryan ile doğumu tercih edecektir.

Operasyon Pek çok hastanede eşiniz ameliyathanede yanınızda bulunmasına izin verilir. Bazı durumlarda sezeryan kararı acilen alınır ve önceden hazırlık yapma fırsatı olmaz.

 

Hazırlık  Sezeryan öncesi bir hemşire sizi ameliyata hazırlayacaktır.Mide asidini azaltmak amacı ile antiasit bir şurubu içmeniz istenebilir. Bu anestezi sırasında akciğerlerinize kaçabilecek mide sıvısının vereceği zararı azaltmak içindir. Daha sonra karnınız yıkanır ve ameliyat sahası tıraş edilir. Mesanenizin ameliyat sırasında zedelenmesi ihtimalini azaltmak için bir idrar sondası takılır, kol veya elinize bir serum takılır. Gerekli ilaç ve sıvılar bu serum yolu ile size verilecektir

 

Anestezi  Cerrahi işlem sırasında ağrı duymamanız için anestezi uygulanacaktır. Genel anestezi uygulandığı takdirde işlem sırasında uykuda olacak ve hiçbir şey hatırlamayacaksınız. Epidural anestezi veya spinal anestezi uygulandığı durumlarda ise operasyon sırasında uyanık olacaksınız fakat ağrı duymayacaksınız

 

Epidural anestezi, belinize yerleştirilen çok ince bir tüp vasıtası ile uygulanır. Bu tüp birkaç gün takıldığı yerde kalabildiği için gerekli ilaçlar daha sonra bu yolla tekrar verilebilir. Bu anestezi türünde vücudunuzun alt yarısı uyuşur.  Spinal anestezi de epidural anesteziye benzer şekilde vücudun alt yarısını uyuşturur. Bu uygulamada ilaç direkt olarak omuriliğin etrafında bulunan sıvıya verilir.

 

Uygulanacak anestezi tipinin seçimi pek çok faktöre bağlıdır. Bu seçim yapılırken bebeğinizin ve sizin sağlık durumunuz göz önüne alınır. Anestezi doktoru bu seçim işlemi sırasında sizinle de görüşüp isteklerinizi göz önüne alacaktır..

 

 Doğum Doktorunuz karın duvarınıza bir kesik yaparak karın boşluğunuza ulaşacaktır. Bu kesik çatı kemiğinizin (pubis) hemen üstünde ve yere paralel olabileceği gibi, göbek ile çatı kemiğiniz arasında da yapılabilir. Daha sonra karın ön duvarındaki kaslara ulaşılarak kenara çekilirler. Genelde kas dokusuna kesik yapmak gerekmez. Daha sonra rahim duvarınıza bir kesik yapılarak bebeğe ulaşılır. Rahim duvarındaki kesikte aynı karın duvarında olduğu gibi yatay veya düşey olarak yapılabilir. Bu kesiğin tipini doktorunuz sezeryanın yapılış nedenine göre belirleyecektir..

 

Rahminize yapılacak kesik için genelde tercih edilen yatay kesiktir. Bu tür kesilerde kan kaybı daha az olur ve yara iyileşmesi daha iyi olur. Bebeğin çok ufak olması gibi bazı özel durumlarda dikey rahim kesisi tercih edilecektir.  Yapılan kesiden bebek doğurtulur ve daha sonra göbek kordonu kesilerek plasenta çıkarılır. Bu aşamadan sonra rahim ve karın duvarını oluşturan tabakalar, vücutta kendi kendine eriyen dikiş malzemeleri ile kapatılır.

 

Komplikasyonlar  Diğer cerrahi girişimler gibi sezeryan ile doğum da riskler içerir. Bu problemler az sayıdaki kadında oluşur ve genellikle kolay tedavi edilirler.:  - Rahim ve etrafındaki diğer organlar veya cilt kesisi iltihaplanabilir.  - Bazen kan naklini gerektirecek seviyede kanama olabilir.  - Bacaklarınızda, leğen kemiğinin içindeki organlarda veya akciğerlerinizde kan pıhtıları oluşabilir.  - Mesane veya bağırsaklarınız zedelenebilir.  - Ameliyat sırasında kullanılan anestetik madde veya ilaçlara alerjik reaksiyonlar gösterebilirsiniz.

 

Doğumdan sonra  Eğer sezeryan sırasında uyanık iseniz bebeğinizi hemen görebilirsiniz. Operasyonun tamamlanmasından sonra ayılma odasına veya direkt kendi odanıza alınırsınız. Kan basıncınız, nabzınız, solunumunuz ve karnınız düzenli aralıklarla kontrol edilecektir.

 

Bebeğinizi emzirmeyi planlıyorsanız bunu ameliyattan çok kısa bir süre sonra gerçekleştirebilirsiniz. Sezeryan sonrası bir süre yatakta kalmanız istenecektir. Yataktan ilk birkaç kalkışınızda yanınızda hemşire veya bir başka erişkinin olması uygun olacaktır.

 

Sezeryandan kısa bir süre sonra idrar sondanız çıkarılacaktır. Ağız yolu ile gıda almaya başlayana kadar damar yolunuzdan serum verilecektir. İlk birkaç gün ameliyat yeriniz ağrıyacaktır. Bu ağrıyı azaltmak için doktorunuz ağrı kesici ilaçlar önerecektir. Eğer sezeryan epidural anestezi ile yapılmış ise ağrı kesici ilaçlar birkaç gün süre ile epidural kateterinden verilebilir

 

Doğumdan sonra hastanede 1-2 gün kalmanız istenir. Bu süreyi sezeryanın yapılış nedeni ve sizin toparlanma süreciniz belirleyecektir. Eve çıktıktan sonra kendinize dikkat etmeniz ve fizik aktivitenizi sınırlamanız gerekebilir.

 

Eve çıktıktan sonra  Karın duvarınızın iyileşmesi bir iki hafta sürecektir. Bu sürede  - Özellikle emzirme esnasında hafif kramplar  - 4-6 hafta süre ile kanama veya akıntı  - Kan pıhtıları ve kramplar  - Kesi yerinde ağrı görülebilir.

 

Enfeksiyonu engellemek açısından : birkaç hafta süre ile cinsel ilişkide bulunmayın ve vajinaya hiçbir şey koymayın. Ağır fizik aktivitelerden kaçının. Ateş, aşırı kanama veya ağrının şiddetlenmesi gibi durumlarda doktorunuzu arayın.

 

Netice olarak  Doğumun sezeryan ile yapılması için bir çok neden vardır, bu konuda aklınıza takılanları ve endişelerinizi doktorunuzla konuşun.

 

İletişim Bilgilerimiz
  • Şair Eşref Bulvarı No: 35/2 Lozan Meydanı Meydan Apt. Daire: 3 - 4 Alsancak / İZMİR
  • 0 (232) 343 0 100